Terör örgütlerinin gençliğe duyduğu ihtiyacın boyutu ve gerekçeleri
Terör örgütlerinin elman ihtiyacı ile bu örgütlerin gençliğe yönelik faaliyetleri arasında doğrusal bir orantı bulunmaktadır. Çünkü, terör örgütleri açısından, eleman temin etmede en verimli alanların başında gençlik çevreleri gelmektedir. Gençlik çevrelerinin en organizeli olanı, en denetimsizi ve dolayısıyla en kolay yönlendirilebilen de üniversite gençliğidir.
Öyle ki, gençlik son derece duygusal davranışları itibarıyla en az mantık muhakemesi yapan bir kesimdir. Gençlikte bencillik, çıkarcılık en son düşünülen şeydir. Buna mukabil, fedakarlık, ataklık, gözü peklik gibi hasetler ise en yoğun döneminde bulunmaktadır.
Aileden ve geleneksel çevrelerden kopuş, kendini ispat, yeni ufuklar keşfetme gibi değişimlerde yine bu dönemde yaşanan hususiyetlerdir.
Gençleri tuzaklarına düşürmeye kararlı olan terör örgütleri, bu hususiyetlerin analizlerini en ince ayrıntılarına kadar yaptıklarından ve yiğitlik, mertlik, fedakarlık gibi kendilerinde zerresi bulunmayan yüce değerleri istismar ederek, gençleri tabiri caiz ise can evinden vurmaktadırlar.
Böylece gençlik özelliklede okuyan üniversiteli gençlik terör örgütlerinin en verimli av sahası haline gelmektedir. Geçmiş tarihlerde bir çok terör örgütünün ideolojik mayası dışarıdan gelse de hamuru üniversite kantinlerinde, yurtlarında, derneklerinde yoğrulmuştur.
Örgütlerin asıl yönlendiricileri perde arkasında olsa da fiili liderler üniversitelerin içinde yetişmiştir. Geçmişte faaliyet gösteren ve bu gün faal olan örgütlerin, liderleri, lider kadrolarının büyük bir ekseriyeti üniversitelerden terk kişiler olduğu görülecektir.
Dolayısıyla, terör örgütleri üniversitelerimize birer eleman devşirme, kadro yetiştirme alanı olarak bakmaktadırlar. Gerçekten de belli başlı terör örgütlerinin saflarındaki elemanlarının önemli bir bölümünün üniversitelerden safları kazandırıldığı anlaşılmıştır.
Terör örgütlerinin gençliği elde etme yöntemleri
Terör örgütlerinin gençliğe yönelik faaliyetleri rast gele ve kendiliğinden ortaya çıkan bir olgu değildir. Terör örgütleri, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de gençliğe son derece bilinçli ve stratejik amaçlar ile yönelmektedirler.
Nitekim,1970'lerin başlarında ortaya çıkan terör eylemlerinin hazırlık ve örgütlenme aşamasında gençlik dinamizminin en zirvede bulunduğu üniversiteler karargah rolü oynamıştır.
Terör örgütleri, öğrenci gençleri daha kolay avlamak ve ihtiyacı olan elemanları temin etmek amacıyla okul derneklerine el atmaktadırlar.
Terör örgütlerinin öğrenci gençleri saflarına çekmek maksadıyla geliştirdikleri yöntemlerden birisi de üniversiteler dışında çeşitli paravan dernekler kurmaktır. Kurmuş oldukları paravan dernekler vasıtasıyla, çeşitli sözde kültürel, sportif etkinlikler düzenleyerek gençleri saflarına çekmektedir.
Örgütler, gençleri ürkütmemek için, ilk etapta tehlikesi olmayan, basit görevler ile ilişkilerin içerisine çekmekte, akabinde de sizler örgütün sırlarına vakıf oldunuz artık örgütün malısınız diyerek geriye dönüşün kapılarını kapatmaktadır.
Terör örgütlerinin öğrenci gençleri (Üniversiteli) saflarına kazanmak amacıyla cinsellik, kültürel farklılıklar, sosyal katmanlar, ekonomik imkanlar, siyasal tercihler, dini inançlar, çeşitli hobiler ve benzeri olguları istismar ettikleri öğrenilmiştir.
Örgüt kadroları haline gelen kızların, erkekleri avlamakta araç olarak kullanıldığı, kültürel olarak yakınlığın, bölgeciliğin hemşehriciliğin öğrencileri örgüt saflarına çekme de vasıta olarak değerlendirildiği, ekonomik zorlukların aile imkanlarındaki yetersizliklerin temel istismar konularında olduğu bilinen hususlardandır.
Öte yandan, ailelerin siyasal tercihleri ve inanç yapısı da gençlerin gruplaşmalarında olduğu gibi terör örgütlerinin önemle üzerinde durarak öğrencilere yaklaşmada kullandıkları bir dağ olduğu bilinmektedir. Yine öğrencilerin okumaya düşkünlük, yazma hevesi, liderlik dürtüleri, silah merakı ve benzeri özel ilgi alanlarının terör örgütlerinin tuzak kurarken değerlendirdikleri hususlardandır.
Sonuç olarak ;
Gençlerimizin, terör örgütlerinin oluşturduğu tuzaklara karşı son derece uyanık olmaları, hazırlanan tuzakların ilk etapta, cazip, eğlenceli gibi görünse de, terör örgütlerinin uzattığı elin, öldürücü darbeyi gizleyen oltanın ucundaki yem gibi olduğunu akıldan çıkarmamalıdır.
Bir üniversite öğrencisinin karşı karşıya bulunduğu problemleri ne türden olursa olsun,; masum insanları, kadınları, çocukları, ihtiyarları kurşuna dizen, okulları yakan, öğretmenleri öldüren, bölgeye hizmet götüren işçiyi, mühendisi öldüren, iş makinelerini tahrip eden, bu ve benzer eylemleri faaliyetlerinin esası olarak benimsemiş olan terör çetelerinin peşine takılması anlaşılır gibi değildir.